|
|
|
HIKAYE
Senin dudakların pembe ellerin beyaz
Al tut ellerimi bebek tut biraz
Benim doğduğum yerlerde ceviz agaçları yoktu
Ben bu yüzden serinlige hasretim
Oksa biraz
Benim Dogdugum yerlerde bugday tarlaları yoktu
Benim dogdugum köylerde köyleri geceleri eskiyalar basardı
Ben bu yüzden yalnızlıgı hiç sevmem
Konus biraz
Benim dogdugum yerlerde insanlar gülmesini hiç bilmezdi
Gül birazBenim Dogdugum yerlerde hep kuzey rüzgarları eserdi
Hep bu yüzden dudaklarım çatlak
Öp biraz
Sen Türkiye gibi aydınlık ve güzelsin
Sende anlat dogdugun yerleri
Anlat biraz!..
|
|

UMUTSUZLUGUN LİMANINDAN KALKAN BİR GEMİ Sessiz bir gecenin kör karanlığında ilerlemek ne zordur, ne ürperti verir insana. Anlamsızlığın boşluğunda kalakalmak öyledir. Anlayamamak öyledir iste. Anlatamamak daha da başkadır., daha acıdır, daha çok üzer insani. İşte sen böylesin. Anlatamıyorsun dertlerini. En çok da neye yanıyorum biliyor musun? Ne istediğini bilemiyorsun.
|
 
|
Biz ne zaman içsek, Köfte geç gelir Ve oturur muhabbetin terkisine Çıplak bir efkar sözcüğü
Biz ne zaman içsek, Sabah akar meycinin cebine Günde kaç kez öpüşür ki akrep ile yelkovan Biz ne zaman içsek, İç değilizdir aslında. Dışımızda bronz bir akşam sözcüğü, Çırıl bir efkar sözcüğü Delikanlı kıvamında sevda değilse de Tabansız sevişmelerdeki el değmemiş pişmanlık Biz ne zaman içsek, iç değilizdir aslında.
Bu alkol ikindisi şiirle Şimdi burda açılsaydın Adımın baş harfi gibi Belki ağustos kokardı ağustos Sen, Fikrini ipotek etmiş kiralık sevdalara Senine boyuna sevilmiş sen Yalanı sevdasından büyük sen Bir bil-sen.
Biz ne zaman içsek seni düşünüyoruz Genzimizde göl gözyaşları Biz ne zaman içsek, İç değilizdir aslında.
Dışımızda bronz bir İzmir akşamı...  | 
|
Kara kara düsünüyorum, ooof, bu sensizlik yakiyor! Ama isteseler, alamazlar bunu bile vermem, bu sen, gitsen bile - gitmeyip, senden bana kalan, her zaman yanimda olan hic birakmayan, cünkü bu sensin!
|
| |
|
korkutma beni bu yaşlı başsız kelli felsiz halimle gereğinden ziyade güzelsin zaten aklımı çelme takma fikrime aksak ritimler o havaya ayarlı değil bu yelken bu gemiler kimin rastlantısı benim başıma geldi bilinmez ummandır ıslak aksak girilmez kapma kutusunu cahil ömrümün açılır da içinden boş bir hayal çıkar seçilmez
daha bu yağış bir şey değil sen bir de acıklı halimi gör ürkünden derin soyulur farkına varmazsın suda balık nasıl aymayı bilmez su da balık da hangi denizin neresindedir ayırmaz böyle bir sevmek vardır ve birçok er mektubunda görülmüştür
yok kadınlara aşık olanların işidir şiir kirlidir yakası gömleklerinin boyuna boyna fular papyon istemez şairin boğazı darboğazdır boğazın en inceldiği yerden solur
gülme üstüme kaçacak yerim yok gelme yareme yarın veya başka seyir tarih tevellüt iklim cetvel yok
saçlarında bulunabilir bazı kayıp kentlerin yakışıklı cesetleri bir ağıta asılı kalır infaz gibi acılı çağların
yeri geldi diye ağlıyorum yoksa hiç aklımda yoktu gidenler gelirler her gece yalnızlığıma halleşir vedalaşırız bir merhaba saflığında kalanlarda kalmışya aklı gidenlerin hep eski haberler arıyorlar günlük taze gazetelerde ve yalanlar kalanlara kalıyor nasılsa gidenler gerçeğin olduğu yerde
sebebim sensin bu mürekkep balığı bu bukalemun bu kalem yokluğun her şeyi sorduğum hayat beni rahat bırak!
her evin kilerinde toz içinde kitabı ölülerle konuşma sanatının grev var ansiklopedilerin bazı sayfalarında süresiz olarak açıklamıyorlar bazı ideolojileri sözlüklerin bazı sapa harflerinde işi yavaşlatma eylemi beş saati buluyor anlamak bir sözün etnik kökenini bütün bunların sebebi sensin asla hatırlanmayacak bir rüyanın ortasında elinde derin bir uyku kokusu.
|
| |
Başucumda bu imkansız sevdanın sevapları dururken ben seni “ günahlarınla “ aldattım sevgili. Yokluğunda kanarken tövbesi yarım kalmış günahlarınla seviştim yalnızlığının buz tutmuş yatağında. Her gece bedenimi ateşlere serip günahlarınla seviştim kan ter içinde. Közlenmiş bedenimle, terkedilmiş yüreğimle tövbesi oldum en masum günahlarının. Seni sensizlikte “ senin “ günahlarınla “ aldattım sevgili…Sen benden uzaklarda iken bensiz zamanlarda işleyeceğin her günaha bedenimle kefil oldum. Körpe ve filizlenmemiş acılarını satın aldım ömür defterinden. Evet, tüm günahlarını ve bensiz yaşayacağın tüm acılarını satın aldım sevgili karşılığını “ yüreğimle “ ödeyerek.
 “ Varlığın acı veriyor olsaydı bana; Seni ölüme sevmez, Gelmeyeceğini bile seni beklemezdim hala. Ben sensizlikte bile "seni yaşıyorum" sevgili... ”
Mevsim, sonbahara akarken ben de sana geliyorum. Elimde yokluğun yüreğimde suskunluğunla sana geliyorum sevgili. Ilık bir Eylül gecesi kentin yorgun kaldırımlarında tanıdık kelimeler arıyorum sevdana dair. Sana dair tek bir kelime yeterdi bana. Tek bir nefes bile gülümsemem için yeterdi bana..Sensizlikte kanarken sol yanım, ben hep seni düşledim zembereği kırılmış zamanın avuçlarında. Seni aradım güneşin sıcak alnında, senin ellerini aradım yağmurun ıslak dualarında.
Sana gelirken toprak yağmur kokuyordu sokaklar ise yalnızlık... Sana çıkan tüm yollar arsız dikenlerle süslenmişti sanki. Ayaklarım kan revan..Bir yanım uçurum bir yanım sensizlik ama her şeye inat sana geliyorum. Hava puslu, etraf ise sensizlik .. Dikenlere aldırmadan yalınayak yürüdüm gecenin dar sokaklarında. Yüreğimle ezdim tüm engelleri, ayaklarımla öptüm yollarındaki ikiyüzlü dikenleri. Her şeye inat sana geliyorum bir elimde mevsimlerin koynundan çaldığım ılık bahar bir elimde bulutların saçlarından arakladığım rüzgar ile .. Bir ömür uzaktan sana geliyorum bir elimde bir avuç gülüş karakışlarda güneş bil diye bir elimde bir yudum umut zifiri karanlıklarda aydınlığa sımsıkı tutun diye. Sana geliyorum sevgili....
Unutmadan sevgili; gittin diye meteliksiz bir intiharın ayakuçlarına boynunu büken bir kukla olmadım hiçbir zaman. Gittiğin gün kansız ve acımasız bir ihtilalin demir kelepçeli zamanlarından kaçıp sen diye ipsiz uçurumlara sığındım. Yokluğunda kimi zaman bir çocuk gibi koynunda ağladım kimi zaman kirpiklerinden ıslak yağmurlara kaçtım. Sensizlikte her gece arsız fırtınalarına göğüs gerdim ve esrarkeş yangınları sen diye koynuma alıp yüreğimde közledim yalnızlığının ıslak çığlıklarını. Evet gittiğin gün sen kokan kelimelerim çıplak kaldı dudaklarımda. Yüreğim gözyaşına asılı kaldı gözkapaklarımda. Ama hiçbir zaman boynumu bükmedim yokluğuna. Pes etmedim sensizlikte kıyılarıma vuran hasret dalgalarına. Direndim, savaştım yalnızlığınla. Kan revan içinde kalsam da, bilmediğim fırtınalarda sensiz savaşsam da ben hiçbir zaman “ yalnızlığına “ yenilmedim sevgili....
Gittiğin günden beri tek bir kelime konuşmadık seninle. Giderken seninle gitti taze baharlarım. Yetim kaldım mevsimlerin koynunda. Gözlerindeki sıcaklığı aradım güneşin sınırsız coğrafyasında. Seni sordum memleketimden göçen turnalara. Ama bulamadım seni. Yüreğimin derinliklerinde. kaybetmiştim seni. Aldığım nefeste, hayata bıraktığım her gülüşte seni aradım. Bulamadım işte. Ucube binaların nemli duvarlarına dayanıp sana ağladım. Dudaklarımı kapatıp kelimelerimle yalnızlığına ağladım. Ama hiçbir zaman ne kadere ne de sana isyan ettim. Gittin diye hiçbir zaman suçlamadım seni. Varlığına küfürler edip arkandan beddualar savurmadım hiçbir zaman. Gitmiştin beni “ sensiz “ bırakarak. Gitmiştin aramızda yaşananları bir kibritle zamansız yakarak. Ama gittin diye hiçbir zaman unutmadım seni. Yokluğuna inat yaşattım seni. Gittin diye bir ikindi vakti kefensiz satırlara gömmedim seni. Varlığın bana hiçbir zaman acı vermedi ki ben seni gidişinle suskunluğuna gömeyim sevgili…Seni “ sen “ diye sevdim ben. Varlığına inat yokluğunda bile sevdim seni. Sana duyduğum sevgim bir günlük olsaydı eğer; seni “ sensizlikte “ bile yaşatmazdım sevgili. Seni hiçbir zaman “ acılarımın metresi ” diye sevmedim ki ben. Ben yüreğindeki sıcaklığı, tenindeki saklı baharları ve gözlerindeki ıslak gözyaşları sevdim. Seni hep " aldığım nefes " bildim. Yüreğime dokunduğun için, yarım bir adamı sevginle tamamladığın için sevdim seni...
Satırlarıma sonvermeden bilmen gereken bazı şeyler var sevdiğim. İyi dinle beni sevgili. Cümlelere değil kelimelere örülmüş anlamları iyi algıla sevgili.. Yokluğunda seni aradım yorgun gecenin gri sabahlarında. Yalnızlığında kanattım fakir kelimelerimi. Dilimde birikmiş ve bir kaç cümleyi geçmeyen itirafım var sana canım. İyi dinle beni şimdi. Sensizlikte “ seni aldattım sevgili “. Yanlış duymadın sevgili. Açık açık utanmadan sıkılmadan seni aldattığımı söylüyorum sevgili. Sensizliğin soğuk gecelerinde seni aldattım. Hem de defalarca… Başucumda bu imkansız sevdanın sevapları dururken ben seni “ günahlarınla “ aldattım sevgili. Yokluğunda kanarken tövbesi yarım kalmış günahlarınla seviştim yalnızlığının buz tutmuş yatağında. Her gece bedenimi ateşlere serip günahlarınla seviştim kan ter içinde. Közlenmiş bedenimle, terkedilmiş yüreğimle tövbesi oldum en masum günahlarının. Seni sensizlikte “ senin günahlarınla “ aldattım sevgili…Sen benden uzaklarda iken bensiz zamanlarda işleyeceğin her günaha bedenimle kefil oldum. Körpe ve filizlenmemiş acılarını satın aldım ömür defterinden. Evet, tüm günahlarını ve bensiz yaşayacağın tüm acılarını satın aldım karşılığını “ yüreğimle “ ödeyerek.
Sen bu satırları benden uzaklarda okurken ben bir kelebek edasıyla baharın ince dallarından binlerce çiçeği yüreğimin eteklerine topluyor olacağım. Bir gün Cennetin taze baharlarında buluştuğumuzda giyineceğin “ beyaz duvağı “ süslemek için en parlak yıldızları çalacağım gecenin kirpiklerinden. Sen benden “ bir ömür “ uzaklıkta yaşarken sensizlikte bile sen varmışçasına sevdana nefes alıyor olacağım. Her gece günahlarınla sevişip güneşle beraber perdelerine gelip yüzüne ilk gülümseyen ben olacağım sevgili... Sen beni unutsan da ben seni yüreğimde yaşatacağım. Uzaklarda bir yerde yaşıyor ve nefes alıyor olmanı en büyük mutluluğum bilip acılarına delicesine yanacağım. Közlenmiş yüreğimle bir sonbahar gecesi ıslak saçlarına yağacağım avuçlarımda güller ile. Gözbebeklerinden yuvarlanıp ayakuçlarına serileceğim. Gülüşlerini nefesim bilip “ sensizlikte “ bile sana yaşıyor olacağım sevgili. Adını yüreğime vurulmuş bir mühür bilip dudaklarında anılan dua olarak hep seninle nefes alacağım sevgili..
“ Sen bana “ bir ömür “ uzakken ben sana bir nefes kadar yakınım sevgili. Gelmeyeceğini bile bile ben hala seviyorum seni. “
Gün gelecek, Adımı unutmak zorunda kalacaksın Puslu gecenin yorgun sabahında. Bir kibrit çakıp yaşananlara, Tek tek yakacasın benli hatıraları Ömür defterinin en masum günahında.
Duvarlarında asılı takvimlerden düşen Bir gün gibi, Ağladığında yüreğine gömülen Bir hüzün gibi Yavaş yavaş eriyeceğim dudaklarında. Ama ben sana inat, Yokluğuna inat, Bedenimle közleneceğim günahlarında.
Seni benden alan kadere, Tek bir kelime etmeden Seni içimde yaşatacağım. Çünkü ben senin; “ Bedelini yüreğimle ödediğim En masum günahındım….”

Hep seni bekledim gelmeyen Çocukluğumda, o altın çağda O eski masallardan çıkıp ansızın Kırbacı, sihirli seccadesi ve Keloğlan`la Göklerin yedi kat güzelliğinden
Hep seni bekledim gelmeyen Gençliğimde, o hür aynalarda O cömert çağrısında çeşmelerin Delikanlı bilekler üstünde Beyaz gelinliklerle salınıp giden
Hep seni bekledim gelmeyen Çılgın vuruşunda yüreklerin Yağmur sonrasında bir sabah Denizle güneşin kucaklaştığı İstanbul`un en güzel semtinden
Hep seni bekledim gelmeyen Yaylalarda, dumanlı doruklarda Doru taylar üstünde uçarı, kaygısız Mavzer namlularında sıcak, emin Ve Köroğlu gibi dağların yücesinden
Hep seni bekledim gelmeyen Kavgalarda düşman bakışlarında Soğuk parıltısında bıçakların Emsalsiz dostluklar uğruna Yiğit yüreklerle vurulup düşen
Hep seni bekledim gelmeyen Çocuk seslerinde akşam üstleri Daracık sokaklarında küçük şehrin Köşe başlarını döner dönmez Anne sevgilerine karışıp Uzak dünyalardan gülümseyen Hep seni bekledim gelmeyen
Hep seni bekledim gelmeyen Kavgasız, şarkısız ve umutsuz... Beklemek hep beklemek, beyhûde, boş Ne kalbim yitik sevgilerle sarhoş Ne de mesut bakışlarına vurgunum. Artık vakit geçti yorgunum.

|
sana uykular taşıyacağım deliksiz süslü kahvaltılar gibi kahvaltısız sabahlar seni uyandırmanın en güzel yolunu bulup kıyamayacağım uyandırmaya kimse görmüş değil henüz bir meleğin nasıl uyuduğunu ama hala benzetiriz bir meleği bir güzelin uykusuna ama sen melekler gibi uyuma melekler gibi uyan tam da çağla zamanında baharın gözünün sürmesini yüreğime akıtman bir uykunun en güzel yanı seninle uyanmaktır senden uzak bir uykuyla kandıramıyorum hiçbir geceyi. .......
melekler gibi UYURDU melekler UYUR MU hiç? bilmem... ama UYURSA mutlaka böyle UYUR...
|


GÜNEŞ Mİ DOGDU YOKSA SEN Mİ GÜLÜMSEDİN ?
""Bir tek dileğim var mutlu ol yeter” sözünün bir kamyon yükü anlam taşıdığı günlerdi
Kaldırımlar toz ve kağıt topakları Ankara’nın Ankara’nın sonbahar yaprakları ayvalar sarı hüzünler olgun yaz yorgunu gövdeler serili betonlarda
 Ben yanımda çok acıklı epey yol üstü sözler getirmiştim. “Sanki terk edilmiş bir viraneyim her yanım dağılmış yıkılmışım ben”
Okul önlük mevsimi ve kaplanması kitapların cumhuriyet gazetesiyle bir ön beslenme çantası kompleksi malum şu otlu peynir meselesi
Saçlarını süt mısırı örgü yapmış bir al yüz koca göz görüyorum. Sanki o tehlikeli yolun başındayım Aşk’a geliyorum! ama yanıma hep köy zılgıtlı sözler almışım arabesk kalıyorum her kent soylu aşkın karşısında “Bir kulunu çok sevdim” diyorum “O beni hiç sevmiyor” diyorum “Kalbimi ona verdim artık geri vermiyor diyorum...
DESEMKİ VAKİTLERDEN BİR NİSAN AKŞAMIDIR  RüZGARLARIN EN FERAHLATICISI SENDEN ESİYOR SENDE SEYREDİYORUM DENİZLERİN EN MAVİSİNİ SENDEN KOPARDIM çİçEKLERİN EN SOLMAZINI ORMANLARIN EN KUYTUSUNU SENDE GEZMEKTEYİM TOPRAKLARIN EN BEREKETLİSİNİ SENDE SüRDüM SENDE TATTIM YEMİŞLERİN CüMLESİNİ SEN BENİM İçİN EKMEK KADAR MüBAREK,SU GİBİ AZİZ,HAVA KADAR LAZIMSIN SEN BENİM İçİN NİMETTENSİN,NİMETTENSİN... DESEMKİ İNAN BANA SEVGİLİM İNAN, EVİMDE ŞENLİKSİN BAHçEMDE BAHA BEN SENDE YAŞIYORUM SEN BENDE HüKüM SüRMEKTESİN, BIRAK BEN SÖYLEYEYİM GüZELLİĞİNİ KUŞLARLA,DAĞLARLA,NEHİRLERLE BERABER FAKAT GüN GELİRDE SÖYLEYEMEZSEM SENİN GüZELLİĞİNİ KUŞLARIN,DAĞLARIN,NEHİRLERİN SESİNDEN BİLKİ BEN ÖLMüŞüM AMA YİNE üZüLME MüSTERİH OL KABİRDE BÖCEKLERE EZBERLETİRİM SENİN GüZELLİĞİNİ VE NEDEN SONRA SESİMİ DUYDUĞUN GüN GÖKKUBBEDE BİLKİ MAHŞER GüNüDüR ORTALIĞA DüŞMüŞ
SENİ ARIYORUM...
|
|
|
Hiçbir yerinde yok asaletin ibresi Sesinde kamaşmasında tensel bir büyünün Atlas hani libas ve kuytu bakışlı mavi gözlerin Sanki hepimize bütün şiirleri hala fısıldayan Bir eski büyük şairmiş gibi Aşk bir erken didişme bir sorgu sualmiş de Mezbele ve yaralıymış eski yaraların yeniden kanamasından. Hiçbir yerde yok asaletin ibresi Bir adamın yüzünde ya da yalana çok benzeyen bir doğru sözünde belki..... Saçlarının çevriminde ıslak bir beyaz kadının Yüksek rakımlı göllerin buzul saflığında Ve kokusunda çiçeklerinin Kanireşin Elbet şiir olacak şairin tesellisi Ve en kötüsü bile işe yarayacak aşkı aşmaların Yazana değilse bile okuyana faydalı Bak aynı başına gelmiş adamın benim başıma gelen O da üzülmüş aynı benim gibi .... benimki daha acıklı değil onunkinden, fiyakalı değil onun acısı benimkinden Sade güzel olan kelimeler.. sade kelimeler... kelimeler.... Sen aşka aşıksın müsaitsin gördüğünü abartmaya Biz olsa olsa bir müddet aşklaştık aşkım aşık olmadık Bir elim sana uzanır, öteki berikinin zaten elinde Bırak yoluma gideyim bildiğimce Yabancısı olduğum bir şey değil yabancılar Saktım yerlisi yabancısı aşağı yukarı hepsi benzer erkekler.... Eğer bir söz, bir ses bekliyorsan bu adamdan İçinde hiç gönderme isteği bulunmayan bir git Lazımsa eğer... işte orada duruyor... ağzımın bir yerinde... Almak ister misin dilini sokup aklıma Sana ait olan herşeyi bir nefeste Bir göz yumma anında Bir soğuk telefon konuşmasında Geri alabilir misin ? Seni benden geri alabilir misin? Kovabilir misin beni senden? Sevgilim Yoksa sen Sevgilim olmayabilir misin?
|
Bırak hasretin bana kalsın. Varsın cehenneminde kavrulsun gönlüm. Ben yine her gece saçlarını koklayayım uzak yıldızlarda. Gözlerimde takılı kalsın hayalin. Sen unut can, sen unut! Kahredersem, Milyon kere kahrolayım!

|
|
|
|